Dinazorlar Makalesi

 Geçmişte yaşamış olan ürkütücü, büyük, devasa yaratıklar yani dinazorlar yunancada korkunç kertenkele anlamına gelir,  bilim adamları başta dinazorları dev kertenkele sanmışlardı ama sonra yanıldıklarını bunların başka canlılar olduklarını fark etmişler. Dinazorların boyları 21 metre, ağırlıkları ise 30 ton a kadar çıktığı bilinmektedir. Günümüzdeki tek dinazor benzeri hayvan züra olarak düşünebiliriz. Bilim adamları dinazorların 65 milyon yıl önce göktaşının dünya ya çarpması sonucu yok ve çarpım esnasında 200.000 metre küp maddenin buharlaşmış, erimiş ve dünyanın en büyük krateri ortaya çıkmış olduğu görüşünü benimsemişlerdir. Çarpma sonucu oluşan toz tabakası atmosferi kaplamış, Dünya aylar boyu karanlıkta kalmış, sıcaklık suyun donma derecesine kadar düşmüş ve asit yağmurları yaşanmıştır. Aylarca süren bu karanlık ve soğuk dönemde bitkilerin fotosentez yapamaması besin zincirini yıkmış ve bu felaketler zinciri de dinozorların sonunu hazırlamıştır. Dünya hiç güneş görmeyince buz devri oluşmuştur. Dinozorlar da birçok canlı gibi bu sırada ölmüştür. Şimdide onların çürümüş cesetlerinden falan yararlanıyoruz, mesela kömür, petrol vb seyler kalem yapımından araçlarımızın yakıtlarına kadar bir çok yerlerde bunları kullanıyoruz, ürkütücü ama gerçek, Allahın bizi yaratmadan önce dünyayı buna hazırlaması herşeyi en iyisini bize sunması sonsuz kudretinin delilidir ve ne kadar şükretsek azdır. Bizi bizden iyi bilen bir yaratana her zaman her yerde teşekkürlerimizi gizlice sunmalıyız(dua, şükür ve namaz).dar da bilinmeyeni.
Bir zamanlar Dünya’ya dinazorlar hükmetmiş.

Dinazorlar sözünün aslı, Yunanca iki sözcükten gelmektedir. Bunlar, büyük ve korkunç anlamına gelen “deinos” ve sürüngen anlamına gelen “sauros”dur. İlk zamanlarda sadece birkaç tip büyük dinazor bilindiği için bu ad uygundu, ama sonraları küçük dinazorların da yaşamış oldukları anlaşılınca artık bunlara korkunç sürüngenler denmeye başlandı. Yeni dinazor fosilleri bulundukça, bilim adamları bunları soylarına, kemik yapılarına ya da beslenme şekillerine göre sınıflandırdılar. Etçil olanları olduğu gibi olanları da vardı. Ördek gagasını andırır bir ağız yapısına sahip olanlara da rastlanmıştı. Bunların sularda avlandıkları sanılıyordu. Fakat, midelerinin içinde bulunanlar incelenince kara bitkileriyle beslendikleri anlaşıldı. Bunlar ördeğe benzeyen gagaları ile ağaç kabuklarını sıyırıyorlardı. Sonra, zırhlı dinazorlar bile yaşadı bu yeryüzünde. Bunların vücutları bir panzer gibi zırh plaklarıyla kaplıydı. Uzun dikenleri vardı ki etçil dinazorları saldırmaktan caydırırdı. Daha sonraları boynuzlu dinazorlar geliştiler. Bu otçul dinazorlar, mükemmel boynuzları be boyunlarındaki kalın zırhla iyi bir şekilde korunmuşlardı. Boyları 1,6 m ile 6 m arasında değişiyordu.

Tyrannosaurus adı verilen bir etçil dinazor yaşamış olan iki ayaklı dinazorların en büyüğüdür. Başından kuyruğuna boyu 12 m’yi, başından yere boyu ise 5 m’yi buluyordu

Dinazorlar, yaşamları 150 milyon yıl sürmüş bir türdü. Deniz, kara ve hava koşullarında yaşamaya uyum sağlamışlardır. Çok çeşitliydiler ve dünyanın her yerinde yaşıyorlardı. Sonunda soyları neden tükendi.

Kratase devrinin sonlarında, dünyadaki bütün dinazorlar hızla yok oldular. Bu olay onlar için şok bir olmalıydı. Fakat, fosillerde, bitkisel hayatta, iklimde ya da çevrede ani bir değişikliği gösteren kanıtlar bulunamamıştır.

Kayalık dağları Kratase devrinin sonunda püskürmüş ve üzerinde birçok otçul dinazorun yaşadığı bataklıkların kurumasına yol açmıştır. Bu gibi olaylar milyonlarca yıl sürdüğü için aslında dinazorların aniden yok olmasına neden olamazlar.

Bazı bilginler ve araştırmacılar, dinazorların ölümüne iklimin giderek soğumasına neden olduğunu düşünmektedirler. Dinazorlar, soğukkanlı yaratıklar olduğu için bu aşırı ısı değişimine uyum sağlayamadılar… Fakat, denizde yaşayan bazı dinazor türleri de yok olmuştur. Bu ise karalardaki iklim değişimiyle açıklanamayacak bir gelişme. Çünkü, suyun ısısı bu gibi durumlarda çok az değişir.

Belki de bu yok oluş bir anda ve tek bir nedene bağlı değildir. Uzun sürede ve çeşitli nedenlerle oluşan yerel tükenişlerin bir araya gelmesiyle olmuştur. Örneğin, bir yerde otçullar ölürse, aynı zamanda besinsiz kalan etçiller de ölürler.
Dinazorların tükenişi, memelilere bomboş bir dünya bırakmıştır.

Günümüzde de dinazorlar yaşasaydı.. gibi fikirler ortaya atanlara, fanteziler üretenlere rastlamışızdır. Hatta bunu ileri götürüp filmler bile çektiler “Jurassic Parc” gibi… Ben, dinazorların kılık değiştirmekle birlikte işlevsel olarak aynen yaşadığını düşünüyorum. Dünyayı kana bulayan büyük savaş makineları, bazı devletlerin hukuk tanımayan davranışları… çekiç güç, Humeyni, Saddam, Sırp Ordusu küçük dinazorlar… Çeçenistanla uğraşan Rus Ordusu… Önündeki avına el uzatıldığında yeri göğü yıkan, yedi başlı ve her yana alevler saçan ejderha deniz piyadeleri…

Bir Çin sözü vardır: Filler dövüşürse çimenler ezilir… Bunlar hem çimenlerle besleniyorlar hem de çimenleri eziyorlar…

Günümüz Dinazorları da eskileri kadar hoyrat, umursamaz ve aynı zamanda denetimsiz. Dünya insanlığın, bilimin, sanatın bir bahçesi mi olmalı yoksa her boydan dinazorun tepişme alanı mı olmalı mı? Soru budur, çözüm de gelecekte saklıdır.