Divan Edebiyatı Makalesi

 Ah ne güzeldir o gül bahçeleri. Birçok şairinde şiirine konu olmamış mıdır? Ama sevgilinin kokusu her zaman gül bahçelerinden daha güzeldir. Sevgili benzetilen gülden serviden hep daha güzeldir.
   
 O güzel edebiyatımızda ne gazeller ne kasideler yer almaktadır. Gül ile bülbül aşkı Leyla ile Mecnun aşkı... Peygamber aşkı Allah aşkı nasıl bir lisan ile gönüllerden kağıda dökülmektedir. O kağıttan ruhumuza işlemektedir. Evet koskoca bir imparatorluk olan 600 sene yaşamış Osmanlı Devletinin Divan Edebiyatından bahsediyorum. Bir çoğunuz bu yazdıklarıma aşina bile değilsiniz. Ellerinin tersi ile ittikleri o edebiyatta nasıl bir sanat vardı belki bir çoğumuz bilmiyoruz. Liselerde üzerinde durulmadan geçilen saray edebiyatı yahut halkın anlamadığı dille yazılan divan edebiyatı olarak anlatılıp geçilen dünya edebiyatında şairlerin çoğuna taş çıkaran mısralar, mısra-ı bercesteler...
    
 Bunları anlatmamın elbette bir sebebi vardır. Liselerde üzerinde durulmayan Eski Türk Edebiyatının daha geniş kapsamda öğrencilere öğretilmesi gerekmektedir. Şiirimiz sadece halk ve modern şiirden oluşmamaktadır. Modern şiirin doğuş aşamaları nasıl meydana geldiği, eski şiirle verdiği savaş anlatılması gerekmektedir. Ne yazık ki öğretmenler tarafından da ehemmiyet verilmemektedir. Bu konuda işin öğretmenlere düştüğünü sanıyorum. Ruhumuzu okşayan bu güzel şiirlerin şairlerin işlenmesi gerekmektedir. Tabi ki bunun için biraz Osmanlı Türkçesi bilgisi gerekmektedir. Bu edebiyatın öğretilmesinde öğrenciler ne kadar eski kelime bilirse o kadar zevk alırlar. He evet son günlerin popüler tartışmasına geldi konu ancak bunun üzerinde fazla durmayacağım sadece çocukların ceddinin eserlerini okuması için gerekli olduğu kanısındayım.