Elma Makalesi

Genelde elma denince aklımıza ilk gelen “hoş kokulu sulu bir meyve olur.” Elma bütün dünyada en çok yetiştirilen meyve ağacıdır. Bu ağacı ılıman yörelerde kendiliğinden yetişen 25 türü ve insan eliyle geliştirilmiş binlerce çeşidi vardır.
Esasında elmanın yediğimiz etli, sulu ve tatlı bölümü botanik açısından gerçek bir meyve değildir. Gerçek meyve tohumları barındıran ortadaki sertçe, zarlı yenmeyen bölümdür. Yararlı bir meyvedir. Eğer elmayı kuru kuru yemek istemezseniz çeşitli yemek ve tatlılarınızda kullanabilirsiniz diye devam edebilirim. Fakat ben size daha çok elmanın bana çağrıştırdıklarından bahsedeceğim.
Elma deyince aklıma gelen ilk olay “yasak meyve” yani “yasak elma” oldu. Bu evrenin yaratılış öyküsünde kutsal kitapların birkaç bölümünde anlatılan bir olaydır. Allah, evreni yarattıktan sonra ilk insan yani Adem’i yaratır. Adem’i içinde meyveler, ırmaklara ve istediği her şeyin bulunduğu cennet adında bir bahçeye yerleştirir ama Adem yalnızdır, bu nedenle Allah Adem’in kaburga kemiğinden ona bir eş, Havva’yı yaratır.
Bu iki kusursuz insana Cennette her olanak sağlanmış, yalnız iyilik ve kötülük bilgisi taşıyan ağacın meyvelerini yani elmaları yemelerini yasaklanmıştır. Allah, henüz kötülük bilmeyen bu iki insanın günahsız kalmasını ister. Ne var ki şeytan yılan kılığına girerek Havva’yı kandırır. Havva da yediği bu meyvenin bir kısmını Adem’e verince işler karışır ve birlikte bu bahçenin tek yasasını çiğnemiş olurlar. Sonuçta da Allah bu iki insanı Cennetten kovarak iyilik ve kötülüğüm bir arada bulunduğu dünya adlı gezegene yerleştirir.
Elma bu t,p olaylarda başrol oynamanın yanı sıra önemli buluşlara da sebep olmuştur. Mesele Newton Woolsthorpeta ki bahçesinde bir elmanın yere düşmesine dikkat ederek yer çekimi kanununu keşfetmiştir. Büyük sonuçlara varan bütün sıradan durumlar için Newton’un hatırlatılır.
Destanlarda, halk hikayeleri ve masallarda sık sık adı geçen elma genellikle neslin devamını sağlayıcı mucizevi özelliği ile ele alınmıştır. Asuman ile Zeycan hikayesinde bir dervişin, çocuğu olmayan iki kişiye, birer elma vererek yarısını kendilerine, diğer yarısını da eşlerinin yemesini ve sonuçta Asuman ile Zeycan’ın doğması gibi hikayelere karışmıştır. Manas Destanı, Bey Börek Hikayesi, Melikşah ile Güllü Han, Kerem ile Aslı gibi yapıtlarda elmanın bu özelliği görülür. Komşunu Karısı ve Pamuk Prenses masallarında zehirli elma, “para çantası” masalında sihirli elma motifi yer alır. “Aslansütü” Adak, nişan,gönül ve bağlılığı da simgeler. Şiirde ise biçimi dolayısıyla sevginin yanağı, çenesi olmaya benzetilir. Sonuçta elma edebiyatımızda da kendisine önemli bir yer edinmiştir. Elma, edebiyatımıza, kutsal kitaplara, çeşitli buluşlara konu olmanın yanı sıra çeşitli olgularda da kendine bir yer edinmiştir. Mesela “Elma dersem çık, armut dersem çıkma” oyununda kendisine iyi bir rol edinmiştir.
Gördüğünüz gibi elma artık sadece sevdiğimiz bir meyve değil, yaşamımızın çeşitli alanlarında bir simge haline gelmiştir.