Karıncalar Makalesi

Küçükken sineklerin kanatlarını koparmak, solucanları ikiye bölmek gibi oyunlar oynardım. Şu anda içinizden benim için neler düşündüğünüzü tahmin edebiliyorum. Ama hanginiz böyle şeyler yapmadı ki! Küçük çocuklar hayatın anlamını bilemeyecek kadar toy oluyorlar. Gerçi 21.yy. yaklaştığımız şu günlerde hala sürmekte olan savaşlara, katliamlara baktıkça erişkinlerin de bu konuda pek olgun olamadıklarını görüyoruz.
Oynadığım bu oyunlardan biri de karınca yuvalarının ağızlarını kapatmaktı. İnsanoğlunun bu, kendinden kuvvetsiz canlılar üzerinde güç denemeleri, kendi acizliğini kanıtlamaktan başka bir işe yaramıyor. Ezerek kendimizi tatmin ettiğimiz karıncalar aslında sosyallik çıtasını hayli yükseltmiş en sofistike insandan bile daha sosyal.
“Zarkanatlı böcek familyasının kınkanatlı alt takımından olan karıncagiller” diye başlıyor bir ansiklopedide. Bu yazıların altına bir de büyütülmüş karınca resmi koymuşlar. Kocaman gözlü, kıskaç geneli başlı, üç boğumdan oluşan gövdeleri tüylerle kaplı, üç çift bacağının sonunda sivri tırnaklar olan bu karınca resmine küçük çocukların ve kalp hastalarının bakmamalarını tavsiye ederim.
6500’e yakın türü bulunan bu “minik böcek”ler hava şartları müsait ve her mevsimde yiyecek bulma olanağı olduğu için genelde tropikal iklimi tercih etmekle beraber her iklimin kuşağında yaşayabilirler. Karıncalar topluluklar halinde yaşarlar ver her karınca toplumunda üç cins karınca vardır. Kraliçe erkek karıncalar ve kısır dişi, işçi karıncalar. Kraliçe ve erkek kanatları ve işçi karıncalara oranla daha iri gövdeleriyle ayırtedilebilir.
Çiftleşme zamanında Kraliçe ver erkek karıncalar “düğün uçuşuna” çıkarlar. Çiftleşme sonunda yuvaya dönülünce Kraliçe’nin kanatları düşer. Ve artık onun tek bir işi vardır. Odacık, odacı dolaşıp yumurtlamak. Bir kraliçenin ortalama 17 yıl yaşadığını düşünürsek hayatının pek de eğlenceli olmadığını anlarız. Ancak Kraliçe’nin tüm ömrünün bunalımlı geçtiğini düşünmemek gerekir.
Zira her an yeni Kraliçe adaylarının çıkmasını bekleyerek tetikde durur. Hareketleri çok hantal olan Kraliçe, başka bir Kraliçe adayı ile karşılaştığında kıyasıya dövüşür. Kazanan yeni kraliçe olur. Bu orada Kraliçenin en önemli özelliği çok tembel olması ve temizlenmek hatta yemek yemek için bile işçi karıncaların yardımına gerek duymasıdır. Erkek karıncalar ise çiftleşmesinden hemen sonra yuvadan atılırlar. Tek başlarına yaşamayan erkek karıncalar açlıktan ölürler. İster karınca olsun ister insan erkeklerin tek başlarına yaşayamamalarını ve hep dişilerin yardımına ihtiyaç duymaları bir doğa kanunu sanırım.
Karıncaların çok minik olan yumurtalarından, gene çok minik olan larvalar çıkar. Kriazalit evresinden sonra koza içinden erişkin karıncalar çıkar. Larva döneminde farklı besinlerle beslenenler ise erkek veya Kraliçe karınca olurlar. İşçi karıncalar ortalama 5 – 6 yıl yaşarlar. Karıncaların güçlü olanları yuvayı kurar, korur ve yiyecek arar. Güçsüzler ise yuva işlerinde çalışır. Bir karınca yuvasında 100 karıncanın barınabileceği gibi milyona yakın karıncanın yaşadığı karınca metropolleri de vardır.
Birer sanat eseri olan karınca yuvaları küçük odacıklardan oluşur ve dehlizlerle birbirlerine bağlıdır. Oldukça düzenli olan karınca yuvalarını düşündükçe keşke belediye başkanı olarak bir karınca seçseydik diye düşünüyorum. Her odacık farklı işler için kullanılır. Yumurtalar, larvaların, besinlerin saklandığı odalar hatta yaralı ya da bitkin düşmüş karıncaların dinlenmesi için odacıklar bile vardır.
Toplumsal davranışları oldukça şaşırtıcı olan karıncalar, tam olarak sosyal bir hayat sürerler. Ağır yükler beraber taşınır, yiyecekler eşit pay edilir. Düşman karşısında müthiş bir taktik anlayış ile hareket eden orduların başında bir önder yoktur. Böylece iktidar sorunu, koalisyonlar ve ekonomi paketleri de olmamış olur. Sırf son neden için Türkiye’nin üçte ikisinin karınca olmak isteyeceğini düşünebiliyorum. Aynı yuvada yaşayan karıncalar kıskaç çeneleri ile yaralar açıp karınca asidi denilen zehiri bu yaralardan içeri boşaltırlar. Sadece birkaç türün asidi insanlar için öldürücüdür. Birbirlerine dokunarak anlaşan karıncalar, yuvanın yolunu kaybetmemek için yollara işaret koyarlar.
Her türlü maddeyi depolayan karıncaların beslenmesi konusunda ilk söyleyeceğim şey damak tadlarının kesinlikle bana uymadıkları. Çeşitli tohumlar, küçük hayvanlar, bitki ve hayvan salgıları ile beslenen karıncaların bir de evcil hayvanları vardır. Yaprak biti denilen ve oldukça sakin bir hayvan olan bu hayvan, karıncalar tarafından beslenir ve salgıladığı tatlı sıvı ile karıncaların şeker ihtiyacını karşılar. Kanımca karıncaları acilen profiterolle tanıştırmaları gerekiyor. Yaprak bitinden başka, başka hayvanlar ve bitkilerin salgıları da toplanır.
Sizlere kısaca karıncaları anlatmaya çalıştım. Onları uyumlu, azimli, dayanışma içerisinde işbölümü yapmış, sosyal, çalışkan, ilerisini düşünen hayvanlar olduğundan bahsettim. İnsanlarla karşılaştırıp kıyaslamalarda bulundum ve hep karıncalar galip çıktı. Ama bu kıyaslarda insanı yapan özellikleri göze ardı ettim. Sevmeyi, nefreti, üzülmeyi, sevilmeyi, iyiyi, kötüyü, çirkini, güzeli en önemlisi aklı göz ardı ettim. İnsanı insan yapan en güzel ayrıntıyı hiç birisinin eşinin benzerinin olmayışını atladım.
İç güdüleriyle yaşayan karıncalar belki evrenin en sosyal toplumunu kurabilirler ama insanın evrene katacağı güzellikleri katamazlar.