1.Kredi Kartları Makalesi

Kredi kartını, mal ve hizmet alımlarında kullanılan bir ödeme aracı olarak tanımlayabiliriz.
Kredi kartlarının Türkiye de kullanımı 1983 yılında Türkiye’nin uluslararası alanda ödeme lisansı almasıyla başlamıştır. Bu kartların kullanımı başlangıçta hem yeterince tanımaması hem de ekonomik koşullar nedeniyle oldukça sınırlıydı. Sadece belli başlı yerleşim merkezlerinde kullanılıyordu. Zaman kullanım alanı gittikçe genişledi ve artık günlük hayatımızın vazgeçilmez birer parçası oldu.
İnsanlar arasında kullanımı artmakla beraber bu kartlara sahip olmak için bazı vasıflara sahip olmak gerekmektedir. Öncelikle bu kartı alacak olan kişinin 18 yaşından büyük ve Türkiye’de yerleşik olması şarttır. Ayrıca kartı aldığı bankada da belli miktarda bir mevduatının bulunması istenmektedir. Bu mevduat yurtiçi kartlarda 50, yurtdışı kartlarda ise en az 100 milyon olmak zorundadır. Goldcardlarda ise asgari 4000 dolarlık bir mevduat aranmaktadır. Bundan başka, kart sahibi olacak kişinin toplumda saygın bir yere sahip olması da beklenmektedir. Bu şartlara herkes dilediği bir bankanın şubesine uğrayıp kısa bir sürede kredi kartı sahibi olma imkanına sahiptir.
Dünyada ve Türkiye’de kullanılan kredi kartlarını Visa ve Eurocard/Mastercard olarak iki ana grupta toplayabiliriz. Bunlardan Visa 1950’li yılların sonlarında ilk defa Bank of America tarafından çıkarılmış, dünyanın en yaygın kredi kartıdır. Yaklaşık 250 milyon kişi tarafından 7.7 milyon işyerinde kabul görmektedir. Eurocard/Mastercard sistemi ise 150 milyonu aşkın kart sahibi 5 milyon işyeri ağı ile Visa’dan sonra Dünyadaki ikinci büyük kredi kartı sistemidir.
Günümüzde kredi kartlarına olan yoğun ilgin en büyük sebebi bireye sağladığı yararlardır. Her şeyden önce kredi kartları tanımda da belirtildiği gibi bir ödeme aracıdır. Bu nedenle para veya çek yerine kullanılabilir. Bu da kişinin yanında nakit para bulundurma riskini ortadan kaldırdığı gibi kişiyi çek sisteminin bazı sınırlandırmalarından da kurtarır. Bireyin kredi kartı sayesinde elde ettiği diğer ve çok önemli bir yarar da saygınlıktır. Günümüzde bir kredi kartı hamili kendisine olarak nitelendirilmektedir. Ayrıca kredi kartları çağın iletişim araçlarından yaralandığı için her zaman kullanışlıdır. Bu sayede nerede olursak olalım ihtiyacımız olduğu anda bu kartlar sayesinde ödemelerimizi yapabilir veya nakit ihtiyacımızı karşılayabiliriz. Bunu yanı sıra parasını parasını kaybeden ya da çaldıran bir kişinin çok istisnai durumlar dışında parasına tekrar kavuşması olanaksız olduğu halde, kredi kartını kaybeden kişi kısa bir süre sonra yeni bir karta kavuşabilmektedir.
Bu kartların bankalara sağladığı yararlarda oldukça fazladır. Öncelikle bankalar bu kartlar sayesinde yaygın bir şekilde bireye ulaşma imkanı bulurlar. Bu arada aldıkları kart ücreti ve bireyin kullandığı nakit avansda faiz alarak bir gelir elde ederler. Ayrıca kart sahiplerinin bankada bulunan mevduatını çeşitli işlerde kullanarak yarar sağlarlar.
Kredi kartları ticari faaliyetin canlanmasını ve canlılığının devamını sağladığı için yani tüketimi dolaylı olarakta üretimi teşvik ettiğinden dolayı ülke ekonomisine katkıları büyüktür. Ayrıca kredi kartlarının turizm sektöründe kullanılması turiste yanında bulunmayan dövizi harcama imkanı vermekte ve ülkenin döviz girdisinin artmasına olanak sağlamaktadır.
Aynı zamanda kredi kartları dikkatli kullanılmadığı taktirde bireye zarar veren bir araç da olabilirler. Eğer kişi bu kartları bilinçsizce kullanır ve gelir gider dengesini bozarsa hem maddi durumu bozulur hem de toplumdaki itibarını kaybeder.
Bu yüzden kredi kartlarını kullanırken bilinçli olmalı ve altından kalkmayacağımız yüklerin altına girmemeliyiz.
Her ne kadar kredi kartlarının ülkemizdeki geçmişi 10 yıl gibi kısa bir sürede olsa ben bu konuda çok yol alındığına inanıyorum. Fakat yine de diğer Avrupa devletleri ile karşılaştırdığımızda daha henüz yolun başında olduğumuzu görüyoruz. Bunun için mevcut altyapıyı geliştirip, Pazar boşluğunu kapatmalı ve halka kredi kartı kullanma alışkanlığını kazandırmalıyız ki kredi kartı kullanma aynı zamanda gelişmiş bir toplum olmanın göstergesidir

 

2.Kredi Kartları Makalesi

Günümüzde kredi kartı olmayan kalmadı bir çok tüketicinin cebinde iki üç hatta beş adet kartı bile olanlar var. Bankalar arasıKart Merkezi (BKM) verilerine göre, eylül ayı sonu itibariyle Türkiye'de kullanılan kredi kartı sayısı 56,7 milyona, banka kartı sayısı ise 97,5 milyona yükseldi. Bu kadar yaygın bir sistemde bu kadar kullanıcısı olan sistemde  mağdur olmayan insan yok denecek kadar azdır. Kartların bilinçsizce kullanımı mağdur sayısını gün geçtikçe arttırmaktadır.Kartların artması limitlerin yükselmesi tüketici toplum olmamız sonucu herkes kredi kartı mağduru olmuştur. Tüketiciler Birliğinin tespit ve analizlerine göre, şu anda 10 milyon tüketici, sadece asgari tutarı ödeyerek kart borcunu faizlendirmekte ve günü kurtarmanın hesabını yapmaktadır.Bunun yanında bir çok insan maalesef icralık olarak mülkiyetlerini varlıklarını kaybetmişlerdir. Bu durum nakit alış verişi öldürmüş borç batağına düşen insan sayısını artırmış borcu borç ile kapatma gibi bir durumu doğurmuştur.Çünkü kredi kartı ne yazık ki tüketiciler tarafından borç ödeme aracı olarak görülmektedir. Maalesef dar gelirli insanımız bu durum içerisine daha fazla düşmektedir. Gelirimize göre hareket etmediğimiz bilinçli hareket etmediğimiz için bu durumdayız. Amacına uygun kullanmalıyız bankalar borcu olmayan müşterisini düzenli ödeyen müşterisini sevmez derler çünkü vatandaş sıkıntı çeksin ki bankaya gebe kalsın zengini daha zengin fakiri daha fakir yapsın.Her ne kadar devlet bu konuda tedbir almaya çalışsa da bu konuda geçmiş yıllarda 'Kanunun çıktığı tarih itibarıyla, kendisine ödeme için ihtar çekilmiş veya haklarında icra takibi başlamış kredi kartı borçlusu kart hamilleri, 60 gün içerisinde, kredi kartını çıkaran kuruluşa veya varlık yönetim şirketine yazılı olarak, müracaat ederek, borçlarını ödemek istediklerini beyan etmeleri halinde anapara borçlan faizsiz olarak 120 aya kadar taksitlendirilir.Borç icra takibine konu olmuş ise takip, dava masraf ve harçları ve nispi kanuni vekalet ücreti ile anapara borcuna uygulanan faiz, ücret, harç, işlem bedelleri ve gecikme cezalarının tamamı silinir. Ödeme planı uyarınca son taksitin de vadesinde ödenmesi üzerine icra takibi sona erer. 'gibi kararlar alsa da kredi kartı sorununun bir sosyal sorun olduğunu ortaya koymakta ve bu konuda tüketiciler olarak bilinçlenmeliyiz.

Bilinçli tüketici olmamız gerekmektedir. İhtiyacımız olmayan ürünleri kendimize ihtiyaç yerine koymayacağız borcu borç ile ödemeye çalışmamalıyız kredi kartlarının bizi yönetmesini değil bizim kredi kartlarını yönetmemiz gerektiğini öğrenmeliyiz.Aksi takdirde bunu öğrenemezsek faiz oranları ne kadar düşürülse de düşürülsün bor yine borç olarak kalacak ve sırtımızda bir dağ yükü gibi bizim kamburumuz olmaya devam edecektir.