Matrak Makalesi

Unutulmaya yüz tutan bir ata sporudur, matrak. Şüphesiz bu spor dalının adını ilk kez duyanların sayısı bir hayli fazladır.
     
 Matrak, Evliya Çelebi’nin Seyehatnamesinde Sultan IV. Murad’ın matrak oyununun 70 yöntemini bildüği şeklinde yer almaktadır. Matrak oyunu günümüzde yeniden canlandırılmaya çalışılmaktadır.

 Oyun, yaz aylarında çim bir sahada oynanmaktadır. Bu alanın iç halka çapı 7 metre, dış halka çapı ise 9 metre olacak biçimdedir. Dış halkanın çevresinde 1,5 metrelik korunma alanı olur. Çim sahalarda sınırlar beyaz kalın çizgi ile belirlenir.
     
 Matrak Oyunu yarışmaları kış aylarında ise kapalı spor salonlarında minder üzerinde yapılır. Geleneksel Matrak Oyunu minderi 8x8 veya 10x10 metrekare, dış kısımda 1 metrekaresi renkli olacak biçimde kullanılır.
     
 Matrak oyunları karşılıklı saygı çerçevesinde icra edilir.
     
 Oyundaki amaç, rakibin kafasına matrak ile dokunmaktır. Her dokunuş oyuncuya puan kazandırır. Sert şekilde vurmanın yasak olduğu oyunda, rakibe kalkan ile vurmak, savunma aleti yere düşen oyuncuya vurmak da kural dışıdır.
      
 Sporcular, matrak sopası, yastık kalkan, miğfer ve sporcuların giysisi olan aba olmak üzere dört parçadan oluşan bir ekipman ile sahaya çıkarlar.
      
 19. yüzyıldan, Osmanlı döneminden bizlere miras kalan ata sporu olan matrak, ne yazık ki özellikle genç yaştaki bireylerin adını bile duymadığı bir spor dalıdır. Bu ve bunun gibi daha çok spor dalı unutulmaya yüz tutmuştur. Teknolojinin gelişmesinin arkasına saklanarak atalarımızdan bizlere kalan miraslara yüz çevirmek hoş görülecek bir davranış değildir. Çocuklarımızı bir hafta sonu matrak oynamaya götüreceğimiz tesislerin sayısı, ilgi ve talepler doğrultusunda artacaktır.
     
 Atalarımızdan bize miras kalan her değer, bizlerden de gelecek nesillere miras bırakılacaktır. Bunun bilincinde olmak temennisi ile.