Midnight Express Makalesi

Türkiye’de adalet sistemi ve insan hakları hakkında olumsuz yargılarda bulunan ‘Midnight Express’ Türkiye’de gösterimi uzun yıllar yasaklanmış bir filmdir. Film Billy Hayes adındaki Amerika’lı bir turistin cezaevinden kaçıp, ülkesine döndükten sonra yazdığı ve hapishane jargonunda kaçmak anlamında kullanılan ‘Gece Yarısı Expresi’ adını verdiği gerçek hikayeyi anlatan kitaptan uyarlanmıştır.
Film 1978 yapımı olup, günümüzün ünlü Amerikan yönetmeni Oliver Stone tarafından gerçekdışı bölümleri araştırılmadan senaryolaştırılmış ve çekilmiştir. Film Amerika’lı bir turistin havaalanında üzerinde bir miktar uyuşturucu ile yakalandıktan sonra başına gelenleri içermektedir.
Billy Hayes yakalandıktan uyuşturucu mafiası ile savaş halinde olan Türk Narkotik Şube ekiplerince işbirliği teklifi alır. Esrarı nereden ve kimden aldığının bilgisini aktarması suretiyle serbest bırakılacağı sözü verilir. Fakat bu operasyon sırasında kaçmaya çalışarak hürriyet şansını kaybeder. Bundan sonra yargılanarak hakkında hayat boyu hapis istenirken dört yıl hapis cezasına çarptırılır. Süresi dolmaya ve eve dönme zamanına çok az gün kalmışken davasının Ankara’da Devlet Güvenlik Mahkemesinde tekrar açılmasıyla cezası otuz seneye çıkarılır. Bunun nedeni bu olayın dışarı dünyaya karşı caydırıcı bir örnek olarak kullanılmak istenmesidir.
Filmin geri kalan kısmı Billy Hayes’in cezaevinde geçirdiği zor günleri ve görüp tanık olduğu işkenceyi sergiler. Filmin sonunda Billy Hayes bir Türk gardiyanı öldürüp, onun üniformasını giyerek hapishaneden kaçar.
Bu film gösterime girdiği 1970’li yıllarda büyük yankılar uyandırdı. Türkiye’nin hak hukuk sistemi ve onun dengesizliği uzun bir süre tartışıldı. Duruma olabildiğince objektif bakıldığında filmde tanık olduğumuz hikayenin ana hatları aynı şartlar altında başka bir memlekette yakalanan herhangi bir başkasının da başına gelebileceği açıkça görünüyor.
Filmin kahramanı Billy Hayes bu memleketin yasalarını bildiği halde çiğniyor ve eline kurtuluş şansı verildiğinde bunu geri tepiyor. Ona verilen şans her memlekette geçerli olan bir kanunun kaidesidir. Uyuşturucu kaçakçılığında Narkotik Şube ekipleri için en önemli şahıslar bu işin beynini oluşturanlardır. Dolayısıyla bir uyuşturucu kuryesi yakalandığında ona polis ile işbirliği yaptığı sürece her şans tanınır ve yardım edilir. Billy Hayes ise polisle işbirliğini reddetmiş ve kaçış yoluna gitmiştir.
Sonuç olarak ona verilen ceza Türk Ceza Kanunu’nun bir hükmüdür. Oliver Stone bu filmin hapishane ve diğer birçok sahnelerinin araştırmadan çekmiş olduğunu ve bundan pişmanlık duyduğunu on sene sonra açık açık belirtmiştir.
Başka memleketlerdeki cezaevi şartlarının da bundan farklı olup olmadığı açıkça bilinmemektedir. Unutmamak gerekir ki uyuşturucu kaçakçılığının bazı Ortadoğu ülkelerinde cezası idamdır ve bu konuda son derece katı davranılmaktadır.
Bütün bunların yanında bu hikayenin diğer yüzünü göz ardı etmemek gerekir. Bu olay ile Türkiye ve Türk insanı kamu gözünde haksız yere eleştiriye uğratılmış ve hakkında zaten çok az şey bildiği bu ülke için kötü bir önyargı kazandırılmıştır. Anti Türkplatformu tarafından bu film gayet başarılı bir şekilde pazarlanmış ve uzun seneler gündemde tutulmuştur. O kadar ki yakın zamana kadar Türk milleti yabancıların büyük bir kesimi tarafından bu film ile özdeşleşmiş idi.
Bu imajı yıkmamız için Türkiye’nin yurtdışı tanıtımına başta biz gençler olmak üzere fazlasıyla önem vermemiz gerekir. Büyük kuruluşların destekleyeceği geniş çaplı kampanyalar yanında, yurt dışındaki bireysel davranışlarımızın Türkiye’nin olumlu yönde tanıtımına katkıda bulunacağını unutmamalıyız.
Yurt dışında kurulacak her bir dostluğun bu filmin bıraktığı kötü izlenimleri bir parça olsun sileceğinin bilinci ile hareket etmeliyiz.