Reklamcılık Makalesi

 Rekcamcılık sektörü dünya piyasasında hem reklam verenin hemde bu reklamı duyuran firmalar için  para ve zaman gerektiren bir sektördür.Gıdadan giyime eşyadan, otomotive, kadar her sektörün kendi alanlarında bir takım reklam uygulamaları bulunmaktadır.Reklamcılık başlı başına bir iş sektörü olmakla beraber reklam verenler tarafından iş gücünü ortaya koyabilmektedir.

 Reklam demek ürünü en gösterişli haliyle tüketiciye sunmak veya pazarlamaktır.Reklam sektöründe ürünün durum koşul ve hangi tüketiciye pazarlanacaksa ona göre bir yön çizilir.Reklam pazarı genel ülke ekonomisine büyük ölçüde fayda sağlamaktadır.Reklamlar radyo televizyon gazete dergi internet ortamı gibi bir çok ortamda görsellik sunabilmektedir. Tüketiciyi ürünün kullanım ve nasıl tüketilmesi konusunda bilgilendiren sektöre reklamcılık denir.Zincirleme bir ağ oluşturan sektör tüketilecek malın reklamını yaparken bir çok sektörede kazanç sağlamaktadır.Hazırlanan reklamlar tüketiciye sunulması için çeşitli  yollar denenmektedir. Bunların en başında televizyon sektörü gelmektedir.Televizyon dizileri aralarında film aralarında tüketicilere üreticinin ürünlerini en güzel şekilde göstererek tüketicileri bilgilendirmektedir.

 Reklamlar ürünün konum ve durumuna göre çeşitlilik göstermektedir bir takım kanun ve nizama uygun yapılan reklamların da bir sınırı bulunmaktadır.Kötü örnek teşkil edecek veya tüketiciye zarar verebilecek ürünlerin reklamlarını sadece izin verilen sınırlar içinde yapabilmektedirler. mesela sigara reklamları yasaklanmıştır.Örneğin içki reklamları sadece özel dergilerde verilebilmektedir bunun gibi bir çok örnekler sunabiliriz.Bu durumda üretici ve tüketici arasında bir köprüdür reklam..Elbet bir gün hepimize uğrayacaktır. İnsanlar, insanlarımız karşımızdakini umursamaz, kırar döker ta ki ölünceye kadar.. Kaybettiğin birinin değerini anlamak ne kadar da acı, değil mi? Peki ya hayat? Hayat hiç adil olmadı, bizlere hep seçenek sundu.Doğruları önümüze doğrudan sunmadı bir şeyler kazanmak için bir şeyleri feda etmek zorundaydık. Oysa insan masumdu. Hayat insanı kötü olmaya zorladı bizde kötü olmak istemeyen insanları daha da kötülüğe ittik onları suçladık, isim taktık. Destek zamanı köstek olduk. Ama unutulan bir şey var. Huzurlu ve refah içinde yaşamamız için insanlara ihtiyacımız var iyi geçinmeye, yardımlaşmaya.. Hayatın sunduklarını kendimiz seçtik bunları süsledik ve kader dedik. İşin içinden çıkamayınca bahaneler ürettik. Oysa herkes kendi seçti ve bundan kendin sorumluyken hep karşımızdakini suçladık. Ne tuhaf kimse 'hata bende özür dilerim' demiyor. Özür dilemek bu kadar mı zorlaştı? Ama zor olan özür dilemek değildi aslında hatayı kabullenmekti.İnsan hep mükemmel olmak istiyor, en iyisi olmak için savaşıyor. Hep görmek istediğini görüyor.Hata yaptığında bundan ders çıkarmıyor aksine bunun doğruluğunu savunuyor ya da sende bana bunu bunu yapmıştın demeye başlıyor ne yazık..  Hayatta buna pay çıkarıyor. Hayat acımasız evet ya varsın ya da yoksun fakat insanlar daha acımasız.Hayatı akışına bıraktıklarını söylüyorlar, sonra önlerine çıkan her olayda sorun çıkartıyorlar. Yapamadığı, başaramadığı, çözemediği, anlayamadığı durumlarda hep bahanelere sığınmış kendini yüksek tutma çabasına girmiştir. Ama her şey içimizde aslında insan önce kendi içindekini fark etmeli karanlığını görmeli, aydınlığını bulaştırmalı diğerlerine. Herkes kendinden sorumludur. Çünkü asıl özgürlük denilen şey insanın ta kendisidir. İnsanın yalnızlığı asıl özgürlüktür. İnsanlara değer verin, ama önce kendinize.eren, piyasaya yakın bir firma idaresi, kurumsal kimlik, bu kimliği dolduracak personele verilecek işlerin zamanlaması, müşteri ilişkileri bunların ajansları ayakta durması gerekli fonksiyonlardır.Batıda reklam ajansları Puplicite denilen bir kelime ile ve bu kelimenin mantığına uygun olarak örgütlenirler ve çalışırlar onlara göre reklamcılık basit duyurma be bilgi iletme çabalarıdır.alımı şu fiyata satıyorum, mağazama şu çeşit mallar geldi, şu malları ithal ettim, benim dershanem gelirseniz şu kadar zamanda şu lisanı öğretirim tarzındaki duyurulardır.Puplicite nin tam anlamıyla Türkçe karşılığı yoktur. Puplicite, alıcı olan halkla, satıcının kaynaşmasını, birbirilerini tanımasını, birinin öbürünü ezmesine göz yummadan karşılıklı çıkarların korunmasını sağlayan bir bilim dalıdır. Halkın ruhsal yapısını bilmekten, pazarlamaya, üretim öncesi araştırmalardan, satış arttırma çözümlemelerine kadarher türlü çabayı kapsar. Batı ülkelerdeki reklam ajanları bu mantık altında çalışırlar ki bu durum uluslarası reklam sermayesinin ülkemize akması sonucu bizde de oldukça kullanılmaya başlamıştır.