Uyuşturucular Makalesi

-Kimyasal niteliği ile canlı organizmasının görev ve yapısını etkileyen,
- Bünyede fiziki ve psikolojik bağımlılık meydana getiren,
-Ruhsal durumu, çalışma ve zihin faaliyetlerini değiştiren her çeşit tabii ve kimyasal maddelere uyuşturucu maddeler denir.

Binlerce yıldır ilaç yapımında kullanılan bitkilerden bazıları, özellikle içinde bulunduğumuz asırda, uyuşturucu madde yapımında kullanılmaya başlamıştır. Dünya’da uyuşturucu madde kullanımı özellikle dünya savaşlarından sonra patlama şeklinde artmış, bir süre sonra sönmüştür. Ancak 1960’lı yıllardan sonra devamlı bir artış göstermiştir.

Uyuşturucu maddeler, kullananları 3 şekilde etkilemektedir.

1-    Uyuşturuculuk
2-    Alışkanlık
3-    Bağımlılık

Bağımlılık- psikolojik bağımlılık: bu durumda kullanan kişi o maddenin tesirlerine karşı ileri bir derecede bir arzu hisseder ve belirli zamanlarda bu maddeleri almazsa ruhi huzursuzluk, asabiyet, keyifsizlik gibi haller gösterir.
-    Fiziki bağımlılık: uyuşturucunun uzun müddet kullanılması sonucu vücut hücreleri normal faaliyetlerini sürdürebilmek için o maddeye ihtiyaç duymaktadır.

Uyuşturucu maddeler türlerine göre şöyle sınıflandırılabilir:

1.    grup – NARKOTİKLER: Afyon, Morfin, Eroin, Kodain, Metadon
2.    grup – ESRAR VE ESRAR GRUBU: Hint keneviri, esrar reçinesi, sıvı esrar
3.    grup – STİMULANTLAR: Amfetamin, kokain, crack
4.    grup – DEPRESYON VERİCİLER: Barbituratlar, trankilizanlar, methaqualone
5.    grup – HALUSİNOJENLER: LSD, inhalants, PCP, MDMA

Bütün bu uyuşturucular etkisini önce baş dönmesi, kulak çınlaması, bulantı şeklinde gösterir. Sonra keyif hali başlar. Yalancı bir kuvvet ve cesaret gelir. Birkaç defa kullanılmaları alışmak için kafi gelmektedir. Devamlı kullanılmaya başlayınca baş dönmesi, terleme, şiddetli ağrılar ve iştahsızlık, daha sonra görem solunum ve zihinsel bozukluklar, akciğer kanseri kalp rahatsızlıkları gibi hastalıklara dönüşür ve vücudun diğer hastalıklara karşı direnci azalır. Uyuşturucular yenilebilir, sigara gibi içilebilir veya eritilerek enjekte edilebilir. Küp şeker, keçe parçaları, sünger kağıdı, çeşitli hap ve kapsüller ve değişik sarılmış sigaralar uyuşturucu taşıyıcıları olarak kullanılmaktadırlar.

Uyuşturucu kullananlar;

-    Kırmızı, donuk veya soluk gözleri ve büyümüş gözbebekleri,
-    Konuşma bozuklukları
-    Yürürken sendeleme ve koordinasyon bozuklukları
-    Burun akması ve kanaması
-    Sarhoşluk
-    Enjektör izleri
-    Vücut ve elbiselerindeki kokular ile tanınabilirler.

Uyuşturucu madde tuzağına düşen, sıkıntılarının çözümünü uyuşturucularda arayanlar incelendiğinde, bu maddelerin kullanımının zayıf iradeli, kişiliği gelişmemiş, okul hayatında başarılı olamamış, sosyal faaliyetlerde bulunmayan ezik tipler, bütün ihtiyaçları karşılanarak doyumsuz hale getirilmiş çocuklar, yetiştirme tarzı nedeniyle kendi cinslerine ilgi duyanlar ve köyden kente göçenler arasında daha yaygın olduğu görülmüştür.

Geçimlerini insanlara uyuşturucu satıp kanlarını emerek sağlayan kişiler, özellikle gençleri çeşitli yollarla uyuşturucuya alıştırmaya çalışırlar. Uyuşturucuya alışanlar ise bir süre sonra kendilerini fuhuş, silahlı soygun, yaralama, hırsızlık gibi çeşitli suçların içerisinde bulurlar.

Buraya kadar bahsettiğim solunumun bilimsel tanımıydı. Şimdi değinmek istediğim, solunum insan ve tabii tüm canlılar için önemlidir. Solunum; hayat pınarımız ve enerjimizin en önemli kaynaklarından biridir. Yaşamın sürekliliği için şarttır. Bir canlı aç, susuz bir süre yaşayabilirse de, oksijensiz çok kısa bir süre bile duramayacaktır.

Bütün canlılar için bu kadar önemli solunum günümüzde, hava kirliliğinden dolayı gittikçe zorlaşmaktadır. Büyük şehirlerde yaşayan birçok genç ve çocuk, yaşamlarını bronşit, aslım ve benzeri akciğer hastalıkları ile sürdürüyor. İstanbul başta olmak üzere bir çok şehrimizde insan sağlığını ve hatta yaşamını tehdit eden bir hava kirliliği söz konusu.

Sağlıklı solunumun tek şartı temiz hava değildir elbette. Bunun yanı sıra temiz ciğerler ki bu kişinin sigara vb maddeler kullanmaması, temiz ortamlarda bulunmasıyla ilgilidir sağlam bir vücut şarttır.

Solunum zorlaşması insanı ruhsal olarak sağlıksız, huzursuz ve sinirli yaparken, hava kirliliği de baş ağrısı, baş dönmesi ve soluk almada zorluk yaratır.

Her canlının yaşaması için şart olan bu metabolizma, daha önce de belirttiğim gibi yaşamımızın vazgeçilmez öğesidir. Bütün canlıların ihtiyacı olan bol oksijeni, her sabah pencerimizi açar açmaz zevkle solumak hepimizin en büyük arzusu değil midir?

Dilerim solunum ve sağlıklı vücudun, yaşamın en önemli kaynağı olduğunu her zaman göz önünde bulundurmayı ve yaşama yani soluk alma sorumluluğumuzu hiç unutmamamızdır.