Yahya Kemal Beyatlı Makalesi

Yahya Kemal, çağdaş Türk şiirinin oluşumunu hazırlamış ve gelişim dönemin boyunca adından en çok söz ettiren ve ettirmeye devam eden şairdir.
Gerçek adı Ahmet Agah olan Yahya Kemal varlıklı bir ailenin çocuğu olarak Üsküp’te doğdu. 8 yaşında sorunlu iki yıl geçirdiği yeni Mektep’ten tek bir kelime yazmayı öğrenemeden ayrılıp Mektep – i Edep ismindeki modern öğretim veren bir okula geçti. Bu okulu birincilikle bitirip Üsküp’te açılan liseye girdi, fakat annesinin genç yaşta ölümü sonucunda öğretim hayatı karışmaya başladı. 1902 yılında Galatasaray lisesine kayıt olmak için beklerken yanında kaldığı İbrahim Bey’in evinde verdiği saz alemlerinden ve özellikle Şekip Bey adındaki bir dostlarının Paris hakkında anlattıklarından çok etkilendi, 1903’te Paris’e kaçtı.
Paris’e kaçması Yahya Kemal’in hayatının dönüm noktası olmuştu. Burada günde 8 – 10 şiir yazarken gerçek şiirin anlamını anladığına karar vermiş ve bu şiirlerin hepsini yırtıp atmıştır. 8 yıl kaldığı Paris’te genç şairlerle saf şiir ve şiirin ne olup ne olmadığı hakkında konuşmalar yapmış ve bu sayede kendi şiirini yaratmada büyük bir adım atmıştır.
Paris yaşamının Yahya Kemal’e kazandırdığı diğer bir özellikle vatan sevgisidir. Tarih derslerinde Osmanlılardan fazla söz edilmemesi onda Türk tarihine karşı derin bir merak uyandırdı. 1071 yılında Anadolu’da başlayan Türk tarihini araştırmaya başladı.
1912’de İstanbul’a geldikten sonra yayınladığı ilk şiirlerle üne kavuştu. O şiirinde hiçbir modaya uymamış veya moda yaratmayıp eskiyebilecek hiçbir şey hakkında şiir yazmamıştır. Onun yaptığı eski Türk şiirine Avrupalı bir hava getirmektir. Avrupa’da kaldığı dönemde Avrupa kültürünü ve düşünce tarzını da iyice öğrenen Yahya Kemal bu bilgileri şiirinde kullanmış fakat hiçbir zaman Avrupalı olmaya özenmemiştir. Hiçbir akımın kendisini peşinden sürüklemesine izin vermemiş ve böylece eskiyip modası geçecek şiirler yazmamıştır.
Yahya Kemal yıllarca süren şiirin özellikleri hakkındaki tartışmaların hiçbirine karışmadı. Sadece şiirin diline büyük önem verdi. Şiirinde İstanbul’un sokak dilini kullandı. Bu gün konuşulan Türkçenin temelleride Yahya Kemal’in şiirinde kullandığı dile dayanır. Namık Kemal ve Ziya Paşa gibi şairler Türkçe’yi Yahya Kemal’den daha çok savunmuşlar fakat bu dili kullanmada Yahya Kemal kadar başarılı olamamışlardır.
Yahya Kemal’in en büyük tutkusu Türk ırkının ve Türk uygarlığının kalbi olarak gördüğü İstanbul’du. İstanbul’a olan bu tutkusu o kadar büyüktü ki, hayatının son günlerinde dahi ölmekten değil İstanbul’dan ayrılmadan korkmuştur, bunu yazdığı:
Ölmek kaderde var, bize ürküntü vermiyor;
Lakin vatandan ayrılışın ıstırabı zor.
Hiç dönmemek ölüm gecesinden bu sahile,
Bitmez bir özleyiştir, ölümden beter bile.
Dizelerinde ve İstanbul’a olan sevgisini;
Gelmek’çün ikinci bir hayata,
Bir gün dönüp olsa ahiretten:
Her ruh açılıp da kainata
Keyfince semada bulsa mesken;
Talih bana dönse nazikane
Bir yıldızı verse malikane;
Bigane kalır iltifata
İstanbul’a dönmek isterim ben.
Şiirinde görebiliriz.